Riskli Bebek

Riskli Bebek Nedir?

  • Gebelik, doğum ve yenidoğan döneminde karşılaşılan pek çok çevresel ve biyolojik etmen bebeğin merkezi sinir sistemini ve sonuçta nöromotor gelişimini olumsuz etkilemektedir. ,
  • Öyküsünde herhangi bir olumsuz çevresel ya da biyolojik etmen bulunduran ve bu etmenlerin etkisiyle gelişme geriliği oluşabilecek  bebekler 'riskli bebek' olarak tanımlanır.
  • Bütün risk etmenleri göz önüne alındığında tüm yenidoğanların %60-70'inde en az bir risk etmenibulunduğu bildirilmektedir”. Buna karşın risk etmenleri ile psikomotor gerilik arasında doğrudan bir ilişki saptanmamıştır.
  • Risk etmeni taşıyan bebekler tüm alanlarda tamamen normal bir gelişim gösterebildikleri gibi kalıcı nörolojik defekt ve hareket bozuklukları da gösterebilirler. 

Bebek için risk etmenleri

  • Risk etmenleri değişik araştırmacılar tarafından farklı kriterler göz önüne alınarak sınıflandırılmıştır.
  • Tablo 1, Kliegman'ın sınıflandırmasını göstermektedir.

Bebekler İçin Risk Etmenleri (Kliegman'a Göre)

Demografik-Sosyal

Anne yaşının 16 dan az, 40 dan fazla olması, yoksulluk İlaç, alkol, sigara kullanımı, duygusal / fiziksel stresler

Annede Hastalık Öyküsü  

• Genetik hastalıklar
• Kronik hastalıklar: Şeker hastalığı (DM), HT,
• Romatolojik hastalıklar
• Asemptomatik/semptomatik bakteriüri
• Önceki gebelikte yaşanan sorunlar
• Intrauterin fetal ölüm, yenidoğan ölümü
• Prematürite intrauterin büyüme geriliği
• Konjenital malformasyonlar
• Serviks yetersizliği
• Kan grubu uyuşmazlığı, yenidoğan sarılığı, Hidrops
• Yenidoğan trombositopenisi, Metabolizma hastalıkları

Gebelik Süreci

• Vajinal kanama, Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
• Çoğul gebelik, Preeklampsi
• Erken membran rüptürü, Poli/oligohidroamnios
• Doğumların sık aralarla yapılması
• Akut ya da kronik dahili, cerrahi hastalıklar
• Yetersiz prenatal bakım
• Kan pıhtılaşma bozukluğu (hiperkoagülasyon)

Doğum    
• Prematüre doğum (37 haftadan önce doğum)
• Postmatüre (42 haftadan sonra doğum)
• Fetal distres, immatur lesitin / sfingomyelin oranı
• Makat gelişi, Mekonyumla boyalı amniyon sıvısı
• Kordon dolanması
• Sezeryan doğum
• Forcepsle doğum
• Apgar skorunun birinci dakikada 4 den küçük (<4)olması

Yenidoğan Dönemi  
• Doğum kilosunun 2500 gram dan az, 4000 gramdan çok olması
• 37 haftadan küçük, 42 haftadan büyük doğum
  - Gestasyon yaşına göre düşük / yüksek doğum tartısı
  - Takipne, siyanoz, Solukluk, pletore, peteşi
  - Konjenital malformasyonlar

Riskli bebeklerde erken devrede en sık görülen sorunlar

Hipoksik İskemik Ensefalopati: Oksijen eksikliği sonucu beyinde geliþen olaylar hipoksik-iskemik ensefalopati olarak adlandırırlır. Bu bebeklerde ölüm oranı yüksektir, yaşayanlarda ise nörolojik özür insidansı yüksektir. Ciddi asfiksili bebeklerde yenidoğan döneminde beslenme güçlükleri, letarji, irritabilite, tonus düzensizlikleri ya da konvülsiyon görülebilir. Hafif olgularda genellikle gelişim açısından uzun dönemde nörolojik sekel riski yoktur.
Respiratuvar Distres Sendromu: Respiratuvar distres sendromu yenidoğanın solunum güçlüğüdür. Klinik bulguları göğüs duvarında retraksiyon, siyanoz, sesli solunum, takipne ve burun kanadı solunumu olarak özetlenebilir. Apne, hipotansiyon ve akciğer ödemi de görülebilir. Gestasyon yaşı 37 haftanın altında olan prematür bebekler respiratuvar distres sendromundan daha fazla etkilenebilir.
İntraventriküler Kanama: Gestasyon yaşı 32 haftanın altında ve düşük doðum tartılı olan preterm bebeklerin %40'ında rastlanan bir problemdir. Olguların çoğunda doğum travması ile ilişkisiz spontan olarak ilk üç gün içinde gelişir. Klinik bulguları Moro refleksinin zayıflaması ya da kaybolması, hipotoni, letarji, apne, solukluk, siyanoz, tiz sesli ağlamalar, asidoz, ön fontanel gerginliği, açıklanamayan ani hemotokrit düşüşleri ve beyin omurilik sıvısında kan saptanmasıdır. Olguların %10-15'inde ventrikül genişlemesi, hidrosefali ve periventriküler hemarajik infarktlar gelişir. Bu bulgular spastik dipleji ve diğer motor bozukluklar için risk etmenidir.
Hiperbilirbinemi: Yenidoğan sarılıkları biriken bilirübinin cinsine göre ikiye ayrılır.

  1. Yenidoğanda en sık görülen indirekt hiperbilirübinemi, fizyolojik sarılıkta ve bilirübin yıkımının arttığı, bilirübinin karaciğer hücresine alınmasının ya da konjügasyonunun azaldığı patolojik durumlarda görülür.
  2. Direkt hiperbilirübinemi ise yenidoğan döneminde daha enderdir. Bu tür sarılık her zaman patolojiktir ve safra yollarında tıkanıklığa ya da karaciğer işlevlerinde ciddi bozukluğa işaret eder. Hiperbilirübineminin en önemli komplikasyonu kern ikterustur. Geç dönemde ekstra piramidal sistem bulguları, sağırlık, göz problemleri ve mental gerilik görülebilir.

Riskli olduğu düşünülen yenidoğan, eve gönderilirken aileye ne gibi önerilerde bulunulmalıdır?

Bebeğin taburcu olması düşünülen günden önce aile ile; çocuğun durumu, beklentiler, izlem süreci hakkında konuşulmalı, aile hazırlanmalıdır. Çocuğa ait tıbbi kayıtlar, laboratuvar tetkikleri, grafiler ve acil durumlarda başvurabilecekleri merkezlerin adresleri, telefonları kesinlikle aileye verilmelidir. Kontrol randevu tarihleri, kontrolde yapılacaklar anlatılmalıdır. Ailenin olabildiğince normal ile patolojik bulguları tanıyabilmeleri sağlanarak, en azından yaşamsal bulguları (dakikada solunum sayısı, kalp atım hızı, ateş gibi) izleyebilecekleri temel bilgiler verilmelidir.

Riskli yenidoğanları izlemde en sık görülen sorunlar nelerdir?

Prematürite Retinopatisi: Retinopati sıklığı 1500 g’dan küçük prematür bebeklerde yüksektir. Yineleyen apne, immatürite, ağır sepsis, hızlı yapılan kan değişimi ya da kan transfüzyonu, intra / periventriküler kanama, bronkopülmoner displazi, solunum güçlüğü sendromu, duktus arteriozus açıklığı retinopati riskini artırır. Patogenezde retina damarlarının immatüritesi rol oynar. Oksijenin birincil etkisi tam vaskülarize olmamış retinada vazokonstriksiyondur. Bunu izleyerek yine oksijen etkisi ile kapiller endotelinde hasar ve sonunda vasküler yatağın immatür kısımlarında tam kapanma olur. Oksijen etkisi kalkınca, retinanin kapiller hasar bölgesinde yeni damarlar oluşur ve bunlar vitreusa doğru çoğalarak retina yüzeyinden dışarı doğru çıkarlar. Tartısı 1500 g danaz ve gestasyon yaşı 36 hafta, özellikle 34 haftadan küçük olan, aynı zamanda riskli gruba giren tüm prematürelere retinopati yönünden 6-8. haftalarda göz muayenesi yaptırılmalıdır. Sağ ve sol göz lezyonları farklı evrelerde olabilir. Patoloji beş evreye ayrılarak değerlendirilir. Hastalığın ilerlemesi herhangi bir evrede durabilir. En ağır olgularda olay körlükle sonlanır. Daha erken evrelerde olayın duraklaması strabismus, diplopi, görme kusuru gibi görme sorunlarına yol açabilir.
Doğumsal Kalça Çıkığı: Femur başı ile asetabulum arasındaki ilişkinin bozulmasıdır. Femur başı ve asetabulum birbiriyle hiç temas etmiyorsa dislokasyon, parsiyel bir temas varsa sublüksasyon olarak adlandırılır. Yüzde 70 oranında kızlarda görülür. Görülme sıklığı büyümeyle birlikte artar. Tüm yenidoğanlarda kalça çıkışı olup olmadığı kontrol edilmelidir. Muayenede abdüksiyon kısıtlılığı olup olmadığına bakılır. Ortolani testi ve Barlow manevrasý yapılır, gerekli durumlarda kalça ultrasonu /grafisi kullanılır. Tedavisinde ilk üç ayda dinamik splint ve atel kullanılır.
Serebral Palsi: Risk etmeni taşıyan bebekler tüm alanlarda tamamen normal bir gelişim gösterebildikleri gibi kalıcı nörolojik defekt ve hareket bozuklukları da gösterebilirler. 

Bu tür bulguları olan bebekler artık riskli yenidoğan olmaktan çıkmıştır ve serebral palsili olarak tanımlanırlar. Serebral palsi gelişimin erken döneminde ortaya çıkan beyindeki lezyon ya da anormalliklere ikincil olarak gelişen, ilerleyici olmayan motor bozukluk sendromlarını tanımlayan genel bir terimdir. Bir hastalık değildir. En sık rastlanan nedenleri arasında; perinatal hipoksi, intraventriküler ya da periventriküler kanama ve intrakranyal enfeksiyon gelir. Etiyolojide prematürite yer alsa da serebral palsili çocukların çoğunluğu 38 gestasyon yaşından büyüktür. Serebral palsi ekstremite tutulumlarına göre; monoparezi, diparezi, hemiparezi, quadriparezi, motor paternlerine göre ise spastik, diskinetik, atetoid, ataksik ve miks tip olarak sınıflandırılır. Mental gerilik, konvülsiyonlar, büyüme ve gelişme gerilikleri, iskelet ve kas sistemi bozuklukları, görme ve işitme problemleri, algılama bozuklukları, apraksi ve genel davranış bozuklukları serebral palsiye eşlik eden bulgulardır.

Sağlam çocuk izleminde riskli yenidoğanlarda nelere dikkat edilmelidir?

Amerikan Pediatri Akademisi sağlığı çocuk izlemlerinin doğumdan sonra 2-4. Haftalar arasında; 2, 4, 6, 9, 12, 15, 18 ve 24. Aylarda yapılmasını önermektedir. Riskli bebekler de, sağlam çocuklardan az olmamak kaydı ile kendi koşulları doğrultusundaizlenmelidir. Doğumdan hemen sonra anne ile babanın en çok merak ettikleri şey bebeğin sağlıklı olup olmadığıdır. İlk muayene doğumda “hemen sonra" yapılmalı, elde edilen bulgular doğrultusunda aile bilgilendirilmelidir.

Riskli bebeklerde yapılması özellikle önerilen testler var mıdır?

Yenidoğan dönemi sonrası izlemlerde özellikle ailelerin endişeleri giderilmeye çalışarak çocuğun fizik muayene bulguları, ağırlık, boy, baş çevresi parametreleri persantil eğrilerine kaydedilmelidir. Özellikle riskli çocukların özel durumları göz önüne alınarak ve aileye riskler anlatılarak aşı takvimi planlanmalıdır. Çocuğun gelişim basamakları dikkatlice izlenmeli, patolojik bulgular doğrultusunda uygun tedavi ve rehabilitasyon açısından ilgili merkezlere yönlendirilmelidirler.
(Yeni bilgi eklenecek)

Bebeğin nöromotor gelişimini nasıl değerlendirebiliriz?

Normal bebeğin gelişim basamaklarını bilmek gerekir. Preterm bebekleri değerlendirirken düzeltilmiş yaş kullanılmalıdır. Tablo 2'de Griffith gelişim skalası basitleştirilmiş olarak görülmektedir.

Riskli bebeklerde tedaviye ne zaman başlanmalıdır?

Riskli bebeklerde yenidoğan döneminde ya da nöromotor gelişim geriliği fark edildiğinde fizyoterapiye ve/ya da eğitime başlanması, ailenin tedaviye aktif katılımı ve egzersizlerin ev ortamında sürdürülmesinin sağlanmalısı ile çocuğun var olan yeteneklerini üst düzeyde kullanması sağlanabilir.

Riskli bebekler ne zaman bu gruptan çıkarlar?

Risk etmenine bağlıdır. Örneğin preterm bebekler bir yaşına geldiğinde nöromotor gelişimi normal ise artık bu gruptan çıkar.

Önemli Not: Bu bölüm Prof. Dr. Nur Aydınlı, Prof Dr Burak Tatlı’nın “sted • 2003 • cilt 12 • sayı 5 • 184-187” yazısından faydalanılarak hazırlanmıştır.

RİSKLİ BEBEKTE NÖRO-GELİŞİMSEL YAKLAŞIM

(Zamanında Doğan ve Prematüre Bebeklerde)

Uzm Fzt Feride BİLİR
Uzman Fizyoterapist ve Bobath Terapisti

Fizyoterapi Neden Gereklidir

Amaç : Doğru hareket Normali algılamak, gövdeyi hissetmek, hareketliliği sağlamak, sosyal ilişkileri ve çevresinin keşfedilmesini öğretmektir. Bu hareket komponentleri düzgün duruş sağlanabilirse, normal hareket paternleri için duyusal feedback oluşturur.
Risk faktörlerini taşıyan tüm bebeklerde ileride problem gelişecek anlamına gelmez. Sadece diğer bebeklerden daha fazla risk altındadırlar. Bu nedenle yüksek risk taşıyan bebeklerin ailelerine erken dönemde gün içerisinde kullanacakları pozisyonları ve doğru hareket paternlerini öğretmek amaçlanmalı ve aksi durum kesinleşene kadar, minör nörolojik sorunlar açısından okul çağına kadar takip edilmelidir (Bariz nörolojik bulgu saptanmayan fakat motor gelişimdegec ikme( ortalama 1,5-2 yaş arası yürüyen), tremor, sarsaklık, hafif koordinasyon bozukluğu ve/veya hipotoni ile seyreden nörolojik tablo)

Zamanından önce doğan preterm bebeklerde motor kaabiliyet genelde engellenmiş ya da gecikmiştir. Bu gecikmeler ve hareketin anormal paternleri baş kontrolünün gelişmesinde gecikmeye neden olmakta, gövde stabilitesini,el-göz koordinasyonunu ve sosyal ilişkileri olumsuz etkilemektedir

Anne karnındaki son 8 haftada fetal pozisyon denen fleksiyon pozisyonu gelişir. Fetal pozisyonda bebekler kol ve bacaklarını yerçekimine karşı hareket ettirebilirler. İleriki dönemlerde daha komplike hareketleri başarabilirler. Term bebekler postnatal 6. haftada ekstansiyon yapar. İstemli hareketler başlar. Preterm bebekte fleksiyon postürü gelişemediği için uzanma da gecikir. 

Kaslar yeterince kuvvetli olmadığı için alt ekstremiteler kurbağa pozisyonundadır. Bu pozisyon hareket gelişimini engeller ve hareket kontrolü zor olur. Hareketler düzensiz ve sıçrayıcı tarzdadır. Uyurken bile devam eder. Fetal pozisyona yerleştirmek bu bebekleri sakinleştirir ve stabiliteyi sağlar.

Erken dönemde verilen egzersizler hipoton olan kasları güçlendirir. Term bebek doğumdan önceki 8 hafta anne karnında dar bir alanda uterus duvarına çekme ve itme hareketleri yapar ve böylelikle ekstremiteler güçlenir. Preterm bebek bu süreci yaşamadığı için doğumdan hemen sonra kasların hipotonik olması normal karşılanmalı ancak takip edilmelidir.

Nöro Gelişimsel Tedavi (NGT) bebeğin normal hareket paterninin gelişmesini sağlamak için, ilkel reflekslerin inhibisyonu, normal kas tonusunun uyarılması ve bebeğe duysal-motor becerilerin verilmesini sağlar.

NGT bir metod değil, kişisel olarak çocuğun ihtiyaçlarına göre belirlenen her bebeğin özel problemlerine yönelik bir yaklaşımdır.

Nöromotor fonksiyon bozukluğu olan çocukların en büyük problemi; yerçekimine karşı , normal postüral kontrolün gelişimindeki gecikmeden kaynaklanır (Bobath 1980). Beyin lezyonları sonucunda pek çok tonik refleks serbestlenir (Magnus- 1926, Rademaker -1935 ve Byers 1938 ).

Buna bağlı olarak yerçekimine karşı primitif paternler ortaya çıkar ve anormal paternler görülür. Sonuç olarak da spastisite, hareket kaybı ve anormal postüral fiksasyon görülebilir.
NGT’de terapötik tutuş tekniği kullanılarak anormal cevaplar inhibe edilirken, motor cevaplar uyarılır. Yenidoğanlarda kullanılan terapötik tutuş tekniği ile motor gelişimin temelini oluşturan normal duysal ve motor deneyimler elde edilmeye çalışılır. Tüm hareketler handling (tutuş şekilleri) sırasındaki reaksiyonlara göre düzenlenir ve taşıma şekillleri aileye öğretilir.
• Erken tedavinin en önemli yararı gelişimsel problemlerin farkedilerek, aileye ne gibi problemlerle karşılaşacağının önceden söylenmesi ve bu sorunlarla nasıl başa çıkabileceklerinin anlatılması olanağını sağlamasıdır. Böylelikle ileride oluşabilecek minör nörolojik bozukluklar da aile için önemli bir sorun olmayacaktır.

NGT’de amaç
• Gelişen anormal paternleri, değişik hareketler ve postüral pozisyonlar ile duysal uyarılar sağlayarak normale en yakın seviyeye getirebilmektir. Ekstremitelerin fonksiyonel istemli hareketleri, pozisyonlama tekniği ile aktive olur. Optimal duysal motor tecrübe ile motor kaabiliyetlerin arttırılması ve düzgün postüral duruşu ve stabiliteyi sağlamak amaçlanır. Bununla beraber uzanma, dönme, oturma, emekleme, yer değiştirme hareketleri, ayakta durma ve yürüme öncesi kaabiliyetler uygulattırılır.
• Bobath 1980’de, ısrarla normal motor gelişim basamaklarına bağlı kalarak hareket etmenin doğru olmadığını belirtmiştir. Nörolojik problemi olan çocukların normal nöromotor gelişimi olan çocuklar gibi gelişim basamaklarını sırasıyla başaramadıkları deneyimlerle belirtilmiştir. Egzersiz programında önemli olan, tedavi yönteminin evde de günlük yaşama aktarılarak uygulanmasıdır. Çocuğun yemek yeme, giyinme, oyun, uyuma, ev içi bağımsız yer değiştirme aktiviteleri sırasında uygulanmaya çalışılır.
• Tedavide majör nöromotor bozukluğu olan çocuğun postürü düzeltilmeye çalışılmaz. Çünkü bir tarafın anormal postürünü düzeltmek, diğer tarafın anormal postürünün artmasına neden olur. Bunun yerine tedavi sırasında normal hareketlerin yapılması istenir.

Serbral Palsi (SP) duysal-motor bir problemdir. Nöro Gelişimsel Tedavide (NGT) amaç hareketleri öğretmek değil, normal hareket hissini öğretmeye çalışmaktır.

SP’li çocuk sadece anormal hareketi tecrübe ettiği için normal hareket paternini doğru olarak algılayamaz. Bu nedenle tedavi sırasında normal hareketi tekrar etmesi ve aileye de bu normal hareketleri evde alışkanlık haline getirmeye çalışması önerilir.
NDT programını uygulayan fizyoterapistin normal motor gelişimi çok iyi bilmesi tedavi programında kombinasyonlar yapabilmesi açısından gereklidir. Tedavide çocuğu uyarmak için bol miktarda oyuncak kullanılır. Oyuncak seçiminde çocuğun özel ilgileri ve ihtiyaçları belirlenmelidir. Bir çocuk için tek bir tedavi tekniğine bağlı kalmak doğru değildir. Çocuğa yaklaşırken çocuk hareketleri tolere edemiyorsa hareket modifiye edilmeli ya da tedavi programından çıkartılmalıdır. Tedavi programını çizerken çocuğu çok iyi değerlendirmek, neleri yapıp neleri yapamadığını bilmek, neden yapamadığını tespit ederek fiziksel, emosyonel, sosyal ve algılama ile ilgili problemlerini gözönünde bulundurmak önemlidir.

Terapötik Handling (Terapötik Tutuş Şekilleri) :
Terapötik tutuş şekillleri ve pozisyonlama NDT’de önemli bir yer tutar. Her bebek için spesifik olmakla beraber, bazı aktiviteler özellikle preterm riskli bebeklere uygulanmaktadır.
Terapötik Tutuş Şekilllerinin Amaçları:
• Boyun ve gövdenin hiperekstansiyonunu azaltmak,
• Omuz elevasyonunu azaltmak,
• Skapular retraksiyonu azaltmak,
• Uzanmayı sağlamak,
• Alt ekstremite eksantsiyonunu azaltmak,
• Orta hattı bulmak ve simetrik oryantasyonu sağlamaktır.

Terapötik Pozisyonlama Amaç:
• Riskli bebeği fleksör paterne yerleştirmek
• Orta hat oryantasyonunu sağlamak
• Postür organizasyonunu geliştirmektir.
Duyusal motor deneyimi arttırmak için çocuğun pozisyonu sık sık değiştirilir (Pozisyona tolerans göz önünde bulundurulmalıdır).Yan yatış en çok tavsiye edilen pozisyondur. Bu pozisyonda istenmeyen ekstansör patern için yerçekimi elimine edilmiş olur. Böylelikle bebek orta hattı daha rahat bulur ve fleksör cevaplar daha rahat alınır.
– Bebeğin stabilizasyonu için havlulardan, battaniyelerden, kum torbalarından yararlanılabilir. Sağa ve sola yan yatış yapılmalıdır. Beslenmeden sonra gastrik boşalımı uyarmak için bebeğin sağ tarafa yatırılması önerilir.
Yan yatış pozisyonu:
- İstenmeyen ekstansör patern elimine edilmiş olur.
- Orta hattı daha rahat bulur
- Fleksör cevaplar daha rahat alınır. Stabilizasyonu sağlamak için havlu, battaniye, rulolardan yararlanılabilir. Fleksör cevap alabilmek için bebek yüzükoyun pozisyonda yatırılır. Bir battaniye ya da havlu, rulo yapılarak, pelvis ve karın altına yerleştirilip kalça ve diz fleksiyonu arttırılır. Bu pozisyon aynı zamanda kalçanın abduksiyonu ve aşırı eksternal rotasyonunu da engeller. Gövdenin her iki yanına da rulo konularak simetrik postür sağlanmış olur. Yüzükoyun pozisyonun kendine güvenme yetisi, uyuma ve uyanma dengesinin sağlanması için de en iyi pozisyon olduğu saptanmıştır .
Yüzükoyun pozisyon:
o Fleksör cevap almak için tercih edilir
o Kalça abd ve aşırı ekst rotasyonunu da engeller
o Yanlara rulo desteği ile simetrik postür sağlanabilir
o Yüzükoyun pozisyonun kendine güvenme yetisi, uyuma ve uyanma dengesinin sağlanması için de en iyi pozisyon olduğu saptanmıştır. Medikal olarak sorunlu bebekler genellikle sırtüstü yatırılır. Bebek sırtüstü ekstansör postürdedir ve yerçekimine karşı koyamaz. Fleksör hareketleri çok ender olarak yapabilir. Bu durumda rulolar yanlara ve omuz altına yerleştirilerek üst ekstremite için antigravite paterni sağlanmaya çalışılır. Diğer bir rulo da kalça ve dizaltına konarak kalça ve diz fleksiyonu sağlanmış olur. Bu pozisyonda bebeğin hava yollarının açık olmasına dikkat edilmelidir

Sırtüstü pozisyon: Özellikle medikal sorunu olan bebekler bu pozisyonda yatmaları gerektiğinden yerçekimine karşı hareketleri kolaylaştırmak için omuzların altından rulolarla desteklenmelidir Çocuğun dikleşme pozisyonunda durması uyanıklık durumunu arttırır. Özellikle de düşük doğum tartılı ve prematüre bebekler için ana kucağında oturmak, dikleşmenin arttırılması için uygun olabilir. Ev içinde değişik modifikasyonlar yapmak için yardımcı aletlerden nasıl yararlanacağı aileye öğretilmelidir. Evde tedavi için ailelere spesifik tedavi tekniklerinin öğretilmesi gerekmektedir.
o Bu spesifik teknikler iyi bir değerlendirme sonrasında ortaya çıkar.
o Nöromotor geriliği olan çocuklardaki gelişimsel seviye verilen ev çalışmaları ile arttırılabilir.
o Her durumda aileye verilen aktivitelerin nedeni açık bir şekilde anlatılmalıdır.
o Verilen hareketin hangi pozisyonu uyardığının, aktivitenin çocuğun nöromotor gelişimine ne gibi destek sağladığının ve zamanla çocuktan ne gibi cevap alınacağının bilinmesi gerekmektedir.
o Böylelikle aile olaya daha yaratıcı bir şekilde yaklaşabilir, aktiviteyi günlük yaşama adapte ederek çocuklarına en yararlı şekle getirebilir (Bobath ve Finnie 1970).

Tedavi süresi çocuğun
o Fiziksel kondüsyonuna,
o Yaşına,
o Problemin ciddiyetine bağlı olarak ve
o Çocuktan çocuğa değişiklik gösterir.

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
1. Çocuğu hareket yapmak için uyandırma!
2. Hareketlerin yumuşak ve yavaş olmasına özen göster!
3. Gün içindeki pozisyonlamaların önemini vurgula!
4. Bebeği yattığı yerden kucağa alırken yan çevirip alma tekniklerini öğretilmesi
5. Kucakta taşıma metodlarını öğretilmesi
6. Pozisyonlama ve egzersizleri günlük rutin içine almalarını, görev haline dönüştürmemeleri için gerekli uyarıları yap
7. Tüm bunları öğretirken hareketlerin ne amaçla yapıldığını çıklamak ailenin tedavi programına daha bilinçli olarak katılmasını sağlar


Uzm Fzt Feride BİLİR
Uzman Fizyoterapist ve Bobath Terapisti
www.risklibebek.com